Bölgesel zayıflama nedir bölgesel zayıflama yöntemleri ve yolları nelerdir

Bölgesel zayıflama nedir bölgesel zayıflama yöntemleri ve bölgesel zayıflama yolları nelerdir

Bölgesel zayıflamanın esasını oluşturan bölgesel kilolar ve bölgesel yağlanmalar fazlalıklar ile selülit sorunları, birbirleri ile en çok karıştırılan bölgesel incelme ve zayıflama meselelerinin en başında yer almaktadır. Selülit tedavisinin aslında bölgesel zayıflama ile doğrudan bir ilgi ve alakası bulunmamaktadır. Daha önceki yazılarımızda selülit tedavisi ve selülitin sebepleri hususuna “selülit tedavisi” sayfalarında ayrıntılı bir şekilde yer vermiştik.

Bölgesel zayıflama’nın esas konusunu oluşturan bölgesel kilolar ise kişinin yaşına ve boyuna göre normal görünüm ve kiloda olan birinin vücudunun sadece belirli yerlerinde oluşan ve depolanan yağ birikimleridir. Bölgesel kilolar ve bölgesel zayıflama sorunları daha çok genetik olarak vücudumuzdaki yağ dağılımı ile ilgili bir durumdur. Dikkat ederseniz, giyinikken çok ince gibi görünen bir bayanın bikini ile belden aşağısının üstüne oranla daha geniş yada kalın olduğuna çok sık rastlarız.Bunun tam terside mümkündür, yani bacakları çok ince olduğu halde mide, bel, karın bölümünde yağlanma olanlarda vardır.

Bu durum en çok alış verişe çıktığımız zamanlarda bize sorun yaşatır ve bir türlü bedenimiz uygun giyisi bulamayız , bel uysa basen uymaz , basen uysa bel oturmaz gibi.Kalçalarımız geniş olduğu için 42 – 44 beden aldığımız pantolonun beli bol gelir ve tabi buna benzer sonu terzide biten daha nice örnek verilebilir..

Bölgesel kilo dağılımında bir takım farklılıkların olması çok doğaldır. Çünkü her birimiz farklı gen özellikleri taşıyan, farklı metabolizmalara sahip varlıklarız. Yapılması gereken kişinin yaşı , kilosu , boyu , vücut yapısı , genetik özellikleri , vücuttaki yağ dağılımı , kullandığı ilaçlar ve mevcut rahatsızlıkları göz önüne alınarak problemin derecesinin belirlenmesidir ve bu konu da zayıflama merkezlerinde uygulanan bir takım programlarda kişinin düzenli olarak haftada 3 yada 4 kez gelmesi kaydıyla toplam 2 ay süren ve 20 seanstan oluşan bir kürdür. Bu programda Proslim – 24, Presor, Corpo – o2 , Power Plate ,IPPO , cihazları bir arada kullanılmaktadır. Elektro kas stimulasyonu , pressoterapi , vibrasyon , ippoterapi teknolojilerinin bir bütünü olan programda tüm cihazların birbirinin fonksiyonunu tamamlayıcı ve arttırıcı etkisi ile kaslara aktif egzersiz ektisi yaptırılarak selülitli dokunun çözülmesi depolanmış yağların enerjiye dönüşüp harcanmasını, metabolizmanın hızlanması ile yağ yakımının artması, deforme olmuş ve gevşemiş toparlanması ve kas oranının artması, dolaşımın düzene girmesi ile vücuttaki ödem ve toksinin atılmasını sağlanmaktadır.

Böylece bölgesel zayıflama alanında 5 ayrı cihazın sahip olduğu 5 farklı teknolojinin yarattığı sinerji ile çok etkili bir bölgesel incelme ile beraber , Selülit Bakımı, vücut sıkılaştırma ve kilo vermeye hız katılması da gerçekleşmektedir.

Programa düzenli olarak devam eden bir kişi 3. ve 4. seanstan itibaren sonuçları görmeye başlar böylece hem selülitlerde hem de lokal fazlalıklarda görülebilir ve ölçülebilir oranda düzelme sağlanmaktadır. Bundan dolayı konunun takibi de çok önemlidir. Bizler bunun için her hafta yeniden ölçüm ve analiz yaparak , kaç kilo verildi bunun ne kadarı yağdan gitti , yada kas oranı nekadar arttı şeklinde sürekli sizi bilgilendiriyoruz . Bu arada tabi sizin herhafta analiz yapılacağını biliyor olmanız kendi otokontrolünüz ve disiplininiz açısından da önem taşıyor , ayrıca herhafta alınan analizlerin yorumlanması ve rakamsal farklılıkların gözlenmesi sizleri çok ciddi boyutta motive etmektedir. Dolayısı ile merkezimizde uygulamakta olduğumuz kürün sonuçları 1. haftadan itibaren rakamsal olarak ölçülebilir ve fiziksel olarak görülebilir. Bu konuda uzun zamandır fermuarını kapatmakta zorlandığınız bir etek yada pantalonunuz size gayet iyi fikir verecektir.Dolayısı ile biz sizlere bu sürede alış – veriş yapmamanızı ve bu hevesinizi kür sonuna bırakmanızı öneriyoruz.


Bölgesel zayıflama sorunlarının derecesine göre Bölgesel zayıflama programı tamamen doğal içerikli olan yosun , deniz kili uygulamaları yada selülit masajı ile desteklenebilir.

Selülit programına devam eden kişinin çay,kahve,kola, alkol,soda,tuz ve sigara tüketimini azaltması daha çok sebze ve salataya ağırlık vermesi önerilmektedir. Bunlara dikkat eden bir kişi asla aç kalmadan ve sevimsiz diyet programları uygulamadan programa destek olabilir.

Bölgesel zayıflama programına başlayan bir kişi programa düzenli bir şekilde gelmek kadar yemesine, içmesine ve aşağıda belirtilen hususlara da dikkat etmelidir.

1. Dengeli ve düzenli beslenmelisiniz.
2. Tek tip gıda tüketiminden vazgeçmeliyiz.
3. Asla aç kalmayın.
4. Azar azar ve sık sık yemeyi tercih edin.
5. Asla çok düşük kalorili ve şok diyetler uygulamayın.
6. Kahvaltınızı kuvvetli akşam yemeğinizi çok hafif yemeyi tercih edin.
7. Akşam yemeğini çok geç saatlerde yemeyin.
8. Bol su için.
9. Tuz Tüketimini azaltın.
10. Çay, kahve, kola, soda, meşrubat ve alkol tüketimini azaltın.
11. Taze sıkılmış meyve suları ve bitki çaylarını tercih edin.
12. Sabah kalkar kalkmaz ve akşam yatmadan önce ılık su içine limon sıkıp için.
13. Öğünlerden 30 dk. önce 1-2 bardak su için.
14. Yemek yerken su içmeyin.
15. Çok hızlı yemeyin.
16. Meyvenizi yemek aralarında yemeyi tercih edin.
17. Porsiyonlarınızı azaltın.
18. Yemekten hemen sonra dişlerinizi fırçalayın.
19. Sakız çiğnemeyin, çok çabuk acıktırır.
20. Televizyon karşısında ya da kitap okurken atıştırmayın.
21. Elma, armut ve bunun gibi meyveleri lifli oldukları için kabukları ile yiyin.
22. Beyaz ekmek yerine, kepek ekmeği tercih edin.
23 Süt, peynir, yogurt gibi ürünlerin light olanını tercih edin.
24. Doğal şeker yerine, tatlandırıcılar kullanın.
25. Sofranızdan yeşil sebze ve meyveyi eksik etmeyin.
26. Kırmızı et yerine beyaz eti tercih edin.
27. Katı yağlar yerine, zeytinyağı kullanın.
28. Kızartma yerine ızgara buğulama, haşlama ya da fırında pişirme gibi yöntemlere uygulayın.
29. Yağlı şekerli ve unlu pastane ve bakkaliye urunlerinden kaçının. (Çukulata gofret,bisküvi vb.)
30. Kuruyemiş sakatat şarkuteri ürünleri sos ve kremalardan uzak durun.
31. Dolaşımı engellediği ve oksijen oranını azalttığı için sigara içmeyin.
32. Düzenli egzersiz yapmaya özen gösterin.
33. İdeal kiloda olduğunuz günlerinizdeki bir resminizi buzdolabına yapıştırın.
34. Yediklerinizi mutlaka not edin.
35. Haftada bir gün tartılın.
36. Kendinizi çok sevin ve asla umutsuzluga kapılmayın.

Kilo problemi , günümüzde her yaş grubundan kadın ve erkeği yakından ilgilendiren ciddi bir sorun haline gelmiştir. Hatta ne yazık ki yetişkinler kadar , çocuklarımız da şimdiden obezite tehdidi altındadır. Aşırı yemek yemek ve sağlıksız gıda tüketimi sonucu , vücudun ihtiyacından daha fazla kalori alımı ve alınan bu kalorilerin yeteri kadar hareket etmediğimiz için harcanamaması sonucu oluşan genel yada lokal kilo sorunu bedensel ve ruhsal anlamda insanları mutsuz etmektedir.

Kilo alımının yaşa ve cinsiyete göre farklı sebepleri olmakla beraber , yanlış beslenme ve hareketsizlik pek çok kişide değişmeyen ortak noktalardır. Artık günümüzde insanlar evlerinde sebze , nohut , kurufasulye gibi temiz ve sağlıklı yemekler pişirmek yerine, hazır, dondurulmuş yada içinde ne olduğu belirsiz onlarca katkı maddesi bulunan fast-food gıdaları yada taze yada kuru meyveler yerine her biri kalori bombası yağlı, unlu, şekerli tatlıları tercih ediyorlar. Buna bir de tüm günü neredeyse masa başında oturarak geçirmek ve hareketsizlik, tembellik eklenince sonuç kaçınılmaz oluyor.

Bayanların çalışma hayatında her geçen gün daha aktif rol üstlenmeleri ile kilo alımları arasında ciddi bir ilişki bulunmaktadır…..

Tüm günü neredeyse masa başında oturarak geçirmek ,

Genellikle güne sağlıklı bir kahvaltı ile başlamak yerine bunu tamamen atlamak yada poaça, açma gibi çok kalorili hamurişlerini tüketmek,

Öğle saatlerinde çoğunlukla fast-food tarzı gıdalar yemek ,

Gece geç saatlerde yemek yemek,

Uyku düzeninin bozulmasına bağlı ….gece atıştırmaları,

İş temposu, kariyer hırsı, kendine zaman ayıramama, stres gibi faktörlerin neden olduğu depresyon ve buna bağlı olarak alınan ilaçlar,

Doğum kontrol hapları ve hormonlu rahim içi araçları,

Genetik faktörler, insülin direnci, hipoglisemi, tiroid ve Haşimato gibi metabolizmayı olumsuz etkileyen faktörler ,

Regl dönemi düzensizlikleri, menapoz ve polikistik-over sendrpmuna bağlı sorunlar ki bu aynı zamanda tüylenme ve sivilcelenmeyi de beraberinde getirmektedir,

Ayrıca yaşanan gebelikler , ileri yaşlarda doğum yapmak ve ileri yaş kısırlıklarında uygulanan hormon ve tüp bebek tedavileri çok ciddi derecede kilo sorununa neden olmaktadır.

HİPOGLİSEMİ…

Kan şekerinin aniden normal seviyenin altına düşmesi şeklinde tanımlanan “hipoglisemi” çoğu zaman düşük tansiyon ile karıştırılan ve son dönemde sıkça duymaya başladığımız bir terimdir.

Uzun süre aç kalınması ve özellikle unlu, şekerli gıdaların tüketilmesinden, yaklaşık 2-3 saat sonra yaşanan hipoglisemi atakları, düzenli kilo vermeyi ve mevcut kiloyu korumayı adeta sabote eder ve zorlaştırır.

Hipoglisemi ataklarında çarpıntı, sinirlilik, alınganlık, duygusallık, ellerde titreme, konsantrasyon güçlüğü, terleme, yorgunluk ve aşırı açlık hissi en çok gözlenen belirtilerdir. Hipoglisemiden şikayetçi olan kişiler , endokrin ( hormonal ) açıdan detaylı bir şekilde tetkik edilmelidirler. Tanı konulmasında 75 gr. Glikozla şeker yükleme testi yapılması sonuç vermektedir. Bu testten doğru sonuç alınması için, 3 gün öncesinden doktora danışılarak, kortizon, doğum kontrol hapları ve tansiyon ilaçlarının alınmaması, ayrıca diyet yapılmaması, aksine hamurişi ve tatlı besinlerin, karbomhidrat açısından yoğun gıdaların tüketilmesi gerekmektedir.

Eğer bir kişide……

– Çok sık acıkmak ,
– Yeme krizleri yaşamak ,
– Sürekli unlu ve şekerli gıdalara ihtiyaç duymak,
– Çok hızlı bir şekilde , adeta gözü dönmüş bir şekilde yemek,
– Yedikten kısa süre sonra uyku basması ,
– Yemeklerden sonra tatlı ihtiyacı duymak ,
– Boyun ve göğüs bölgesinde terleme ,
– Sık gece atıştırmaları gibi belirtiler varsa mutlaka detaylı bir hipoglisemi tetkiki yapılmalıdır.
– Hipoglisemi ataklarının ortaya çıkmasında …
– Aşırı stres ve yorgunluk,
– Yoğun iş temposu,
– Ağır egzersiz programları,
– Hareket azlığı,
– İnsülin direnci,
– Düzensiz beslenme,
– Yeteri kadar kalori ve karbonhidrat alınmaması,
– Tip – 2 diabetin ilk evreleri de neden olmaktadır.

Hipoglisemi ataklarının kontrol altına alınmasında yapılacak en büyük hata açlığı , açlıkla terbiye etmeye yönelik şok ve çok düşük kalorili diyetler uygulanmasıdır. Bu diyetler sağlığı olumsuz etkileyeceği gibi problemin daha da büyük boyutlara ulaşmasına neden olmaktadır. Bu konuda uzman bir ekip gözetiminde , sağlıklı ve düzenli beslenmek , sık aralıklarla doğru gıdaları tüketerek beslenmek ve bol egzersiz yapmak son derece faydalı olacaktır.

Bkz : Selülit programları , Vücut sıkılaştırma , Deniz Kili , Yosun uygulamaları , Lenf drenaj masajı, IPPO

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.