Zayıflama Hapları Hakkında Küçük Bir Hatırlatma

p

Zayıflama Hapları Hakkında Küçük Bir Hatırlatma

zayıflama hapları
zayıflama hapları
Son dönemlerde basında sıkça zayıflama hapları nedeniyle sağlığı bozulan ve hatta ölen kişilerin adını duyuyoruz ve bu da bizde vicdanen bir sorumluluk hissi doğuruyor. Her ne kadar web sitemizde kesinlikle hiç bir zayıflama ürününün satılması konusunda ziyaretçilerinin fikirlerini çelmek veya yönlendirmek gibi bir gayemiz olmasa da, web sitemizde çıkan zayıflama ürünleri reklamları ile istemeden de olsa bu pis oyuna aracılık yapmak zorunda kalmış olabiliriz. Bu konuda öncelikle bir insan olarak daha sonra da sektörün içerisinden birisi olarak sizlere bir kaç uyarıda yapmadan geçemeyeceğim.

1) Reel hayatta zayıflatan bitkiler olarak bildiğimiz bir takım bitkilerin sanki bu zayıflatan özellikleri bir ilaca veya hapa geçiriliyormuş ve bu sayede insanlar zahmetsiz bir biçimde zayıflayacakmış gibi bir algı maalesef reklamcılık kanallarıyla oluşturuluyor. Bu da tüketicinin bilinçsiz bir biçimde sadece imaja güvenerek ürün almasına neden oluyor. Maliyeti 3-4 liradan fazla olmayan bu sağlığa zararlı haplar, 59, 69, 79 hatta 109 tl ye kadar fiyatlarla satışa sunuluyor. Bu da birilerinin haksız yoldan zengin olması manasına geliyor.

2) Dikkat ederseniz birkaç ayda bir peryodik olarak akla hayale gelmedik bir ürünün kilo vermek için mucizevi etkisi olduğuna ilişkin basında bir haber çıkar. Bu haber de Altın Çilek- R. T. Erdoğan örneğinde olduğu gibi bir devlet büyüğünün veya toplumda saygın birisinin (acai berry – Mehmet Öz) adı ürün pazarlamada kullanılır. Çoğu kişi meyvenin kendisi ile meyvenin adını taşıyan zayıflama ilacı arasında doğrudan bir bağlantı olmadığını aklına getirmez. İşte insan beyninin kusurlu yapısı bizleri yine bir felakete götürüyor. Ve algı yönetimi dediğimiz o hokkabazlığı iyi bilen kişiler, mumlarını yatsıya hatta sabaha kadar tüttürürken büyük paraları kazanıp lüks jiplerle gezmeyi de ihmal etmiyorlar. Malesef bu oyuna para adına ülkemizdeki “ilkeli” yayıncılık iddiası olan gazeteler de malzeme oluyorlar. Gazeteler reklam kampanyaları neticesinde ödenen paralar 100 binlerce TL yi geçiyor. Bu da medyaya hem sus payı oluyor hem de medya suç ortağı edilerek ürünün sağlığa zararlı olduğuna dair bulgular içeren haberler es geçiliyor.

3) Daha sonra satış patlamasının ardından bir kaç aylık bekleme süresi başlıyor. İnsanlar aldıkları ürünün beş para etmediğini anladıklarında iş işten geçmiş oluyor. Sadece faydasız olsa iyi, bir de her ne pahasına olursa olsun zayıflama sağlamak için içerisine morfin ile eşdeğer sayılan enteresan zehirler katılıyor ve insanların iştahı kesilerek sanki hap fayda veriyormuş gibi bir izlenim oluşturuluyor.

4) Son aşamada ise ya basında sıkça gördüğümüz gibi garibanın birisi ölüyor veya her nasıl oluyorsa sağlık bakanlığı bir şekilde haber alıp olaya müdahil olarak ürünü yasaklatıyor. Tabi bu süreçte atı alan üsküdarı geçti. Çinde yaptırılan veya üke içerisinde merdiven altı tesislerde üretilen bu cafcaflı kutulu ürünler, birilerinin istanbullarda plaza sahibi olmasına yetecek kadar para kazanmasına neden oluyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.